Amerikan Hastanesi MD Anderson Radyasyon Onkolojisi Merkezi, radyasyon onkolojisi alanında dünya çapında rüştünü ispatlamış Teksas Üniversitesi MD Anderson Kanser Merkezi’nin ileri teknoloji ve bilimsel çalışmalara dayalı hizmet anlayışını Türkiye’de sunuyor. Bu amaçla uzman hekimlerdendoktorlardan oluşan güçlü kadromuzla başarılı çalışmalara imza atıyoruz. Tedavi sistemimizin bel kemiğini, eğitimini MD Anderson Kanser Merkezi’nde tamamlamış ve aynı zamanda Teksas Üniversitesi öğretim üyesi de olan yetkin radyasyon onkologları ve yine Houston’da klinik bir eğitimden geçirilmiş radyoterapi fiziği alanında uzmanlaşmış fizik mühendisleri, radyasyon onkolojisi hemşireleri ve radyoterapi teknikerleri oluşturuyor. Kanser ve birçok kanser dışı hastalıkta etkin radyoterapi tedavisi hizmeti verirken, uygulamalarımızda MD Anderson Kanser Merkezi standartlarını ve kılavuzlarını takip ediyoruz.

70 yıldan uzun süredir kanseri ortadan kaldırma yönünde çalışmalar yürüten ve dünyanın en büyük kanser merkezlerinden biri olan MD Anderson Kanser Merkezi’nin ilk uluslararası uydu kliniği olmamız, Amerikan Hastanesi’nin büyük ölçekli başarılarını sadece ülkemizde değil, yurtdışında da ortaya koyuyor. Merkezimizde dünya çapında teknolojilerin kullanılmasıyla, her hastanın sahip olduğu kanserin benzersiz özellikleri incelikle tespit ediliyor ve kişiye özel tedavi olanağı sağlanıyor. Doktorlarımızın MD Anderson Kanser Merkezi ile birlikte çalışması, bu alanda edindikleri deneyim ve uluslararası gelişmeleri yakından takip etmeleri sayesinde, hastalarımıza hangi tanı konulursa konulsun, ihtiyaç duydukları uzman bakım en üst seviyede sağlanıyor.
 

B BLOK B BLOK
-3..Kat -3.  Kat
08:00 - 17:00 08:00 - 17:00
Pazartesi - Cuma Pazartesi - Cuma

SIK SORULAN SORULAR

Hizmet verdiğimiz alt birimler ve uygulamadaki yaklaşımlarımızı şöyle anlatabiliriz:

  • Yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT) ve Volümetrik ark terapi (VMAT): Planlama yöntemi olan bu işlem, doz dağılımı ayarlanmasında gelinen son teknoloji olarak önem taşıyor. Çevredeki sağlıklı normal dokuların radyasyona maruz kalmasını en aza indirmek için amacı ile uygulanıyor. IMRT, vücuda tek büyük radyasyon ışını göndermek yerine, radyasyonu binlerce ince ışıncığa bölüyor ve milimetrik doğruluktaki bu ışıncıklar, vücuda birçok açıdan girerek kanserli bölgenin üzerinde kesişiyor. Böylece hedef bölgeye yüksek, çevresindeki sağlıklı dokuya ise düşük doz verilmiş oluyor. IMRT, daha kesin doğruluk gerektirdiği için planlama süresi uzuyor.
  • Stereotaktik radyocerrahi (SRS): Özellikke küçük boyutlu lezyonlara uygulanıyor. 3 Gy- 24 Gy (Gy, doz birimi) arasında değişen yüksek radyaoterapi dozlarının tek seferde veya fraksiyonel olarak uygulanmasını ifade ediyor. Yüksek görüntüleme teknikleri ile elde edilen bilgilerle hedef tümöre maksimum; çevresindeki normal dokulara ise minimum doz uygulamak için birçok farklı açıdan aynı merkeze yönelen ışın demetleri prensibine dayanıyor. Tedavi birden fazla uygulamada gerçekleştirilirse ‘stereotaktik radyoterapi’, tek seferde ise ‘stereotaktik radyocerrahi’ olarak  adlandırılıyor.
  • Stereotaktik beden radyoterapisi (SBRT): Radyocerrahi beyin dışında, bir organa yönelik yapılırsa ‘stereotaktik beden radyoterapisi’ olarak tanımlanıyor. Temel olarak çok yüksek dozların odaklanarak lezyona uuygulanması sağlanıyor.
  • 4 boyutlu bilgisayarlı tomografi simülatör: Merkezimizde bulunan Big Bore Onco BT cihazı, 16 kesit helisyel Bilgisayarlı Tomografi (BT) görüntüsü alan 4 boyutlu bir cihaz. Tümor LOC özelliği sayesinde tümörün lokalizasyonu radyasyon onkoloğu tarafından hızlı olarak belirleniyor ve tümörün koordinatları hareketli lazerlerle hasta üzerine gönderilerek tümörün merkezi işaretleniyor. BT cihazımız solunum ilişkili görüntüleme özelliği ile özellikle akciğer veya üst karın bölgesinde bulunan ve hastanın nefes alıp vermesi ile hareket edebilen tümörlerin görüntülenmesini ve hedef hacmin belirlenmesini sağlıyor.
  • Dört Boyutlu Radyoterapi (4DRT): Dört boyutlu Tomografi (4DCT), eşliğinde hedef hacmin belirlenmesinden sonra tedavi planlamasını kapsıyor. Merkezimizde solunum kontrollü ve dört boyutlu planlama ile hasta nefes alırken veya nefes verirken radyoterapi uygulanabiliyor. Küçük ve az hareketli tümörlerde tüm solunum fazlarında entegre tümör hacmi tedavi edilebiliyor.
  • Brakiterapi: Radyoaktif kaynakların geçici ya da kalıcı olarak hastalıklı hedef bölge içine ya da yakınına yerleştirilmesi uygulaması, brakiterapi (içeriden-internal) radyoterapi olarak adlandırılıyor. Geçici kaynaklar belli süre vücut içinde tutulduktan sonra çıkarılıyoro ve kalıcı kaynaklar belli süre sonunda aktivitesini yitiriyor. Brakiterapi bazen tek başına küratif ve bazen de radyoterapiyle birlikte kullanılarak kür oranını yükselten dünya tedavi protokollerinin standart bir radyoterapi yöntemi olarak biliniyor. Hastanemizdeki brakiterapi cihazı dünyada en çok tercih edilen HDR Brakiterapi cihazları arasında yer alıyor.
  • Dozimetrik ekipman: Bölümümüzde her tedavi cihazı ve 4DBT cihazı için günlük, haftalık, aylık ve yıllık olarak MD Anderson Kanser Merkezi’nin kalite kontrol programları uygulanıyor. Tedavi cihazlarının kalite kontrolleri ve doz ölçümleri için MD Anderson Kanser Merkezi tarafından belirlenen ve bazıları özel olarak üretilen gelişmiş dozimetrik ekipmanları kullanıyoruz. Uygulanan tüm kalite kontrol programları MD Anderson Kanser Merkezi tarafından online olarak izleniyor ve kontrol ediliyor.


 
Radyoterapi, iyonlaştırıcı ışınların planlı, kontrollü, bölgesel ve belirlenen dozlarda kullanılmasını içeriyor. Kanser hastalarının yarısından fazlasında ihtiyaç duyulan tedavi yöntemlerinden biri olan radyoterapi küratif, adjuvan, palyatif ve profilaksi amacıyla uygulanıyor.

Radyasyon, doğrusal bir hızlandırıcı olan LINAC cihazları tarafından üretiliyor. Elektronlar, metal bir bariyere çarptırılıyor ve foton denilen güçlü X ışınları yaratılıyor. Işın şeklindeki fotonlar, 360 derece hareket eden bir portal üzerinden, tedavi masasındaki hastaya iletiliyor. Tek bir radyasyon uygulamasına “fraksiyon” deniyor.

Radyoterapi tümör üzerinde maksimum etki sağlarken, tümör etrafındaki sağlıklı dokuları korumayı hedefliyor. Bu nedenle dikkatli bir planlama gerektiriyor. Planlamanın ilk basamağı ise simülasyon işlemi. Hastanın tedavi sırasında sabit kalmasını sağlamak için kullanılan immobilizasyon cihazlarının test edilerek, tomografi kesitleri alınması olarak tanımlayabileceğimiz bu işlem, uygulanacak radyoterapinin provası sayılabilir. Simülatörden gelen veriler, tedaviye başlamadan önce uygun dozu hesaplamaya yardımcı oluyor.


 
Radyoterapi kanser ve birçok kanser dışı hastalığın tedavisinde kullanılan en önemli yaklaşımlardan biri ve tüm kanser vakalarının yarısından fazlasında kullanılıyor. Bazı vakalarda kemoterapi ile eş zamanlı uygulanması güvenli ve etkin bir yol olarak tercih ediliyor.

Özellikle akciğer, prostat, cilt kanseri, baş-boyun kanseri, erken evre Hodgkin hastalığı, non Hodgkin lenfoma veya serviks kanseri gibi bazı tip tümörlerin tedavisinde ilk tedavi yaklaşımı olabiliyor. Meme, endometrium, testis, mesane, tiroid, pankreas ve beyin kanserlerinin tedavisinde de, operasyonun ardından yaygın olarak kullanılıyor.

Rektum ve yumuşak doku kanserlerinde neoadjuvan radyoterapi uygulanmasına da sıkça rastlanıyor.

Pediatrik kanserlerde tedavi ise, multidisipliner yaklaşım ve kılavuzlar eşliğinde bireysel olarak değerlendirilerek oluşturuluyor.
Radyoterapinin olası yan etkileri birçok faktöre bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Hastalarımıza doktoru tarafından tedavi süresince ve sonrasında oluşabilecek yan etkiler anlatılıyor. Yan etkilerin çok büyük bir bölümü tamamen geçici, tedavi sonrası kayboluyor. Ayrıca her yan etki için şikayetleri azaltabilecek ve hafifletecek ilaçlar kullanılabiliyor. Yan etkilerin tedavinin ve hastalığın gidişi ile ilgili kötü işaret değil, hemen herkeste izlenebilen geçici problemler olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

Radyoterapi tedavi alanı içinde kalan sağlıklı hücreler de alınan tedaviden etkileniyor. Ayrıca, tedavi alanının yerleşimi ve genişliği de önemli; geniş alanlarda yan etkilere daha sık rastlanıyor. Günlük doz, toplam doz ve beraberinde kullanılan eş zamanlı ilaçlar, radyoterapinin yan etkilerini değiştirebiliyor. Performans ve yaş durumuyla radyoterapi uygulama seçim ve kalitesi yan etki profilini doğrudan ilgilendiriyor.

Ciltte görülen yan etkiler, doz artışıyla doğru orantılı ve tedavinin ileri dönemlerinde ortaya çıkıyor. Cilt dokusunun ince olduğu, katlandığı, yeterli hijyen ve havalanmanın güç olduğu kol altı, boyun, anüs, ağız içi gibi dokularda yan etki riski daha fazla. Güneş yanığı gibi hafif kızarıklıklarla başlayan yan etkiler, sulu ve açık yaralara dönüşebiliyor. Baş ve boyun bölgesi radyoterapisi dişleri etkileyebiliyor, dişlerde çürüme eğilimi artabiliyor. Bu nedenle düzenli diş hekimi kontrolü önem taşıyor. Ağız içi dokular radyasyona daha duyarlı olduğundan ağız içinde yaralar oluşabiliyor. Bu da ağız bakımına dikkat edilmesi gereğini gösteriyor. Tükürük üretiminin azalmasına bağlı olarak ağız kuruluğu, ağrılı yutma güçlüğü sıkça görülen durumlar arasında.

Ayrıca tat alma duyusu bozulabiliyor, boyun tedavisine bağlı cilt yaraları gelişebiliyor. Tedavi süresince alkol ve sigara, tahriş edici etkileri nedeniyle kullanılmamalı. İştah azalmasına bağlı etkiler, ses değişiklikleri, saç ve kıl dökülmesi, göğüs kafesi bölgesi radyoterapisine bağlı yutma zorluğu, bulantı ve kusma, halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, kuru öksürük karşılaşılabilen yan etkiler olarak sayılabilir. Mide, üst ve alt karın bölgesi radyoterapisindeki olası yan etkiler arasında en fazla izlenen ise ishal. Mide krampları ve şişkinlik şikayetleriyle birlikte bulantı, kusma, iştah azalması ve kilo kaybı, idrar yaparken ağrı yakınmaları olabiliyor.

 
Radyasyon onkoloğu toplam tedavi gününü, tedavi sayısını ve verilecek olan radyasyon miktarını da içeren tedavi planını hazırlar. Ayrıca tedavi sırasında ortaya çıkabilecek tıbbi problemlerin belirlenmesi ve bu problemlerin giderilmesinden sorumlu olur.
 
Sağlıklı ve kanserli hücrelerin radyobiyolojik özellikleri nedeniyle yüksek doz radyoterapi genellikle bir seferde değil, parçalar halinde uygulanıyor. Bu durum tanıya göre değişmekle birlikte, tedavi için ortalama 4-8 hafta arasında bir süreç gerekiyor. Sürecin bu şekilde uzatılması vücudun radyasyonun etkilerini gidermesine olanak sağlıyor.
 
Radyoterapi alan bir hasta tanı, evre ve uygulama amacına göre 20 ile 78 Gy (1 Gy = 1 kg dokuda emilen 1 joule'lük enerji miktarı) arasında dozlarla tedavi edilebiliyor. Modern mamografi aygıtlarında film çekmek için maruz kalınan X-ışını dozunun 1 Gy’nin yaklaşık 10 binde biri olduğunu söylemek, uygulanan radyoterapinin boyutunun kavranmasını olanaklı kılabilir. Verilecek radyasyonun toplam dozu, günlük küçük dozlar halinde genellikle haftanın 5 günü uygulanıyor.
 
Doktor, radyoterapi teknikerleri ya da hasta yakınlarının radyoterapi uygulaması sırasında radyasyona maruz kalmamaları için oda dışına çıkmaları gerekiyor. Hasta odada yalnız olsa da kendisi oda dışındaki monitörden izleniyor. Çift yönlü dahili mikrofon sistemiyle iletişim kurabiliyor.
 
Hastalar tedavi süresince dışarıdan radyasyon uygulamasına bağlı ağrılı ya da acılı bir uygulamayla karşılaşmıyor. Yalnızca brakiterapi uygulamaları sırasında hissedilebilecek ufak sıkıntılar dışında herhangi bir fiziksel rahatsızlık duymuyorlar. Bunun yanı sıra, tedavi sürecinde karşılaşılabilecek yan etkiler nedeniyle oluşabilecek acı ve ağrı şikayetleri sorumlu doktorla paylaşıldığında, gereken tıbbi destek sağlanıyor.