Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Sıklıkla süt kanallarından (duktal karsinom) ya da süt bezlerinden (lobüler karsinom) kaynaklanır. Hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla memede tümör oluşur. Bu aşamada durdurulmazsa öncelikle koltuk altı lenf bezlerine, oradan da vücuda yayılabilir (metastaz).
Meme Kanserinin Görülme Sıklığı Nedir?
Her 8-10 kadından biri yaşamı boyu meme kanserine yakalanma riski taşır ve bu risk yaşla beraber artar. Meme kanseri kadın sağlığını tehdit eden en önemli sorunlardan biri olmakla birlikte nadiren erkeklerde de görülmektedir. Meme kanseri en sık 55-64 yaşları arasında görülür. Ülkemizde hastaların yaklaşık yüzde 20’si 40 yaş altındaki genç gruptadır.
Günümüzde erken tanı olanakları ve gelişmiş tedaviler sayesinde her yıl daha fazla sayıda hasta uygun tedavilerle meme kanserinden kurtulmakta ve tedavi sonrası normal yaşamlarını sürdürmektedir.
Risk Faktörleri Nelerdir?
Meme kanseri için en önemli risk kadın olmaktır. Diğer başlıca risk faktörleri ise şöyle sıralanabilir:
- Ailede meme kanseri olması,
- Hiç doğum yapmamış olmak ya da ilk doğumunu 30 yaşından sonra yapmış olmak,
- Hiç çocuk emzirmemiş olmak,
- 12 yaşından önce âdet görmeye başlamış olmak,
- 55 yaşından sonra menopoza girmek,
- Uzun süreli doğum kontrol hapı veya menopoz sonrası dönemde 5 yılı geçen hormon replasman tedavisi kullanmak,
- Daha önce göğüs duvarı bölgesine başka hastalıklar nedeniyle radyasyon tedavisi (radyoterapi) uygulanmış olması,
- Yapılan bir meme biyopsisinde risk artırıcı bazı hücresel değişikliklerin saptanmış olması,
- Özellikle menopoz sonrası dönemde fazla kilolu olmak,
- Alkol tüketimi.
Meme kanseri için risk faktörleri bulunan kişilerin tümü meme kanseri olmadığı gibi meme kanserli hastaların önemli bir bölümünde de belirlenebilir bir risk faktörü saptanmayabilir.
Meme Kanserine Ailesel Yatkınlık
Meme kanserli hastaların yüzde 85’inde ailede meme kanseri hikâyesi yoktur. Ailede meme kanseri olması ise hastalığın kalıtsal olduğu anlamına gelmez. Bir kadının annesi, kız kardeşi ya da kızında meme kanseri hikâyesi varsa o kişinin meme kanseri olma riski yaklaşık 2 kat artmıştır.
Kalıtsal Meme Kanseri
Kalıtsal genetik mutasyonlar meme kanserlerinin sadece yüzde 5-10 kadarından sorumludur.
Hastalığın kalıtsal olması, anne ya da babamızdan hasarlı genlerin bize doğmadan geçmesi ve bunun sonunda meme kanseri olmak anlamına gelir.
Kalıtsal meme kanserlerinin büyük bir kısmı BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki bazı mutasyonlara (değişim) bağlıdır. Bunlar normal hücrelerde kontrolsüz hücre çoğalmasını engelleyen yani tümör baskılayıcı genlerdir. Bu genlerde mutasyon olması kalıtsal meme ve yumurtalık kanseriyle ilişkilidir. Anne ya da babasından hasarlı geni alan kadınlarda bir ömür boyu meme veya yumurtalık kanserine yakalanma riski çok yüksektir.
Bu geni taşıyan kişilere özel tedaviler ve takip programları önerilmesi gerekebilir. BRCA1 mutasyon taşıyıcısı olan bir kadında 70 yaşına kadar meme kanseri olma olasılığı yüzde 50-85, yumurtalık kanseri olması olasılığı yüzde 45-50 arasında değişir. Genetik mutasyon taşıyan kişilerde meme kanseri riski her iki meme için de artmıştır. BRCA1 ve BRCA2 mutasyonları genel popülasyonda 1:500 oranında görülürken, Aşkenaz soyunda bu oran 1:40’tır.
Bu genetik mutasyonların varlığı, şüphelenilen kişilerde yapılan kan veya tükürük testiyle saptanır.
Risk belirlenmesi, testlerin yapılması ve sonucun değerlendirilmesi kritik bir süreçtir. Kişinin psikososyal açıdan değerlendirilmesi, testin muhtemel faydaları, riskleri ve kısıtlılıkları hakkında bilgilendirilmesi gerekir. Aslında testin fiziksel anlamda bir riski bulunmamaktadır, ancak sonuçlar her zaman hastayı yönlendirebilecek bilgiyi içermeyebilir.
Kimler Genetik Danışmanlık Almalı?
Eğer “meme kanseri tanısı aldıysanız” ve aşağıdaki şartlardan herhangi biri sizin için geçerliyse, genetik riskinizi değerlendirmek üzere genetik danışmanlık almanızı önerebiliriz.
- Ailede daha önce tespit edilmiş meme kanseri yatkınlık geni mutasyonu olması.
- Genç yaşta meme kanseri olmak (40 yaşın altında).
- Triple negatif (ER-, PR-, HER2-) meme kanseri.
- Bir kişide ayrı iki meme kanseri olması.
- Herhangi bir yaşta meme kanseri tanısı almış olmak ve aşağıdakilerden herhangi birinin olması:
- En az bir yakın akrabada (birinci, ikinci ve üçüncü derece akrabalar) 50 yaşın altında meme kanseri olması,
- En az bir yakın akrabada herhangi bir yaşta yumurtalık kanseri olması,
- En az iki yakın akrabada herhangi bir yaşta meme kanseri ve/veya pankreas kanseri olması,
- Aşkenaz soyundan olmak.
- Ailenin bir kolunda (aynı tarafta) en az bir kişide meme kanseriyle beraber aşağıdakilerden en az birinin olması: Pankreas kanseri, prostat kanseri, sarkom, adrenokortikal kanser, beyin tümörü, endometrial (rahim) kanser, lösemi/lenfoma, tiroit kanseri, bazı cilt bulguları, sindirim sisteminde hamartomatöz polipler, diffüz mide kanseri.
- Yumurtalık kanseri olması.
- Erkek meme kanseri hastası olunması (NCCN Guidelines1.2014).
Genetik danışmanlıkta detaylı aile haritası çıkartılıp yüksek riskli görülen kişilere genetik test önerilir.
Meme Kanserinde Erken Tanı
Erken tanı, hastalığın henüz sadece memede sınırlı olduğu dönemde teşhis edilmesidir. Erken evre meme kanseri, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Erken tanı, hastalıktan ölümleri azalttığı gibi, çoğu zaman memenin korunmasını da sağlar. Memenin korunmasının yanı sıra, koltuk altı lenf bezlerinin tümünün de alınmasından kaçınılmış olur. Böylelikle ameliyatların getireceği yan etkiler oldukça azalır ve hastanın yaşam kalitesi artar.
Erken tanı, meme kanseri farkındalığını artırmak, kendi kendine meme muayenesi, düzenli doktor muayenesi ve tarama mamografisiyle mümkündür.
Muayenede Elime Kitle Gelmediği Halde Meme Kanseri Olabilir miyim?
Evet. Meme kanserinde “erken tanıda” asıl hedefimiz hastalığın klinik bulgu vermediği dönemde, henüz kitle oluşturmamışken ve hiçbir şikâyete yol açmamışken teşhis edilmesidir. Bu da ancak kanser tarama programlarıyla olur.
Hangi Sıklıkla Meme Muayenesi Olmalıyım?
Kadınlar hiçbir şikâyetleri olmasa bile düzenli meme muayenesi olmalıdır.
Ortalama risk grubundaki kadınlar 25-40 yaş arasında 1-3 yılda bir klinik meme muayenesi olmalı ve meme kanseri konusunda farkındalıklarını artırmalıdır.
40 yaşından itibaren yılda bir klinik meme muayenesi ve mamografi yapılmalıdır.
Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?
Meme kanseri hiçbir şikâyete yol açmayacağı gibi memede kitle, ağrı, şekil bozukluğu, şişlik, sertlik, cilt çekintisi, meme başının içeri çekilmesi, kızarıklık, kabuklanma, pullanma, portakal kabuğu görüntüsü, meme başından kanlı akıntı, bir memenin anormal şekilde büyümesi ya da koltuk altında kitle gibi şikâyetlere yol açabilir. Kanser nadiren memede fark edilmeyip ileri aşamalara gelirse, daha önce olmayan kemik ağrısı, karın ağrısı, baş ağrısı, sarılık, hâlsizlik gibi sistemik hastalık belirtileri olabilir.