MEME AMELİYATINDAN SONRA TEDAVİ SÜRECİ
Tedavinizin bundan sonraki kısmına Multidisipliner Meme Kanseri Toplantısı’nda karar verilir. Doktorunuz sizi tüm verilerinizle Meme Kanseri Toplantısı’na sunar.
Patoloji raporunuza göre, ilk olarak geçirdiğiniz ameliyatın yeterli olup olmadığına bakılır. Hücresel düzeyde inceleme tamamlandığından, gerek koltuk altı bölgesi gerekse meme ameliyatının değerlendirilmesi yapılır. Ameliyat esnasında çıplak gözle görülemeyecek olan ve çıkartılan tümörün geride kalan sağlıklı dokulara yakınlığı yani cerrahi sınırların yeterli olup olmadığı son derece önemlidir. Cerrahi sınırlar çok yakın ya da pozitif (kanser hücresi içeren) olduğunda ikinci bir ameliyat gerekebilir. Ayrıca daha önce de belirtildiği gibi ameliyat anında hızlı incelemeye gönderilen koltuk altı lenf bezi (sentinel nod) detaylı incelemede hastalıklı görülürse, yine bu bölgeye tamamlayıcı ameliyat gerekebilir.
Ameliyat ve patolojik özelliklere bakılarak bazen farklı bir film, kan tahlili ya da genetik inceleme gibi ek tetkikler yaptırmanız istenilebilir.
Bundan sonra sıra adjuvan (tamamlayıcı, ek) tedavi seçimine gelir. Kemoterapi, hedefe yönelik tedavi, hormonterapi veya radyoterapi verilip verilmeyeceğine karar verilir. Bazen sadece ağızdan alacağınız bir ilaç yeterli olabileceği gibi, farklı durumlarda çoklu tedaviler gerekebilmektedir.
Hangi tür ameliyatı olursanız olun, herhangi bir tedaviye başlamadan önce yaralarınızın iyileşmesi beklenir. Sizin için en uygun tedavi veya tedavi seçeneklerini Meme Kanseri Toplantısı sonrasında doktorunuzla tartışma imkânınız olacak ve kendi tedavi kararınızın içinde yer almanız beklenecektir.
Meme Kanseri Toplantısı’nda Kimler Yer Alır?
Amerikan Hastanesi multidisipliner Meme Kanseri Toplantısı’nda meme kanseri konusunda uzmanlaşmış genel cerrahlar, medikal onkologlar, radyasyon onkologları, radyolog ve patologlar, nükleer tıp uzmanı, gerekli hallerde kadın doğum uzmanı ve plastik cerrah, ayrıca psikolog, diyetisyen ve hasta koordinatörlerimiz yer almaktadır.
Kemoterapi
Kemoterapi, hücrelerin büyümesini ve bölünerek çoğalmalarını durdurmak yoluyla kanseri yok etmeyi hedefleyen ilaç tedavisidir. Kemoterapi, adjuvan tedavi (cerrahiden sonra nüks riskini azaltmak için) şeklinde ya da neoadjuvan tedavi (tümörü küçültmek amacıyla, cerrahiden önce verilmesi) olarak uygulanabilir. Ayrıca metastatik (başka organlara yayılmış) veya tekrarlayan meme kanserinde de uygulanmaktadır.
Kanserin ilaçla tedavisini yapan ve kemoterapi veren doktora “medikal onkolog” denir. Sistemik kemoterapi çoğunlukla kan damarı yoluyla verilir. Meme kanseri için kemoterapi damar yoluyla (IV/toplardamar yolu) veya ağızdan hap şeklinde verilebilir.
Kemoterapi haftada bir, iki haftada bir, üç hatta dört haftada bir verilebilir. Verilecek kemoterapiye karar verilirken, sizin hastalığınız evresinde ve özelliklerinde tümörü olan hastalar üzerinde yapılan klinik araştırmalar sonucunda en iyi cevabın alındığı ilaçlar seçilir. Bazen tek seferde bir ilaç yapılırken, bazen farklı ilaçlar birlikte verilebilir. Buna “kombine kemoterapi” denir.
Adjuvan tedavide hem kemoterapi hem de radyoterapi planlandıysa önce kemoterapi tamamlanır. Kemoterapi tamamlandıktan sonra radyoterapi uygulanır.
Kemoterapi Portu Nedir?
Doktorunuz kemoterapi planına göre size kemoterapi portu takılmasını isteyebilir. Port küçük, yuvarlak metal ya da plastik bir disktir. Porta bağlı ince bir kanülün ucu damarınızın içinde olacak şekilde, göğüs bölgesinde cilt altınıza yerleştirilir. Bu işlem küçük bir ameliyatla gerçekleştirilir. Böylelikle tedavi süresince her kemoterapi verilmesi aşamasında damar yolu aranmasına gerek kalmaz. İlaçlar doğrudan port yoluyla uygulanır.
Emoterapinin Yan Etkileri Nelerdir?
Kemoterapinin yan etkileri kişiye, kullanılan ilaca ve ilacın dozuna göre değişebilir. Genel olarak yorgunluk, enfeksiyon riski, ateş, bulantı, kusma, saç dökülmesi, iştahsızlık, ağız yarası, kabızlık ve ishal sayılabilir. Âdet düzensizlikleri ve bazen de erken menopoza yol açabilir. Doğurganlık bozuklukları görülebilir. Genellikle tedavinin bitiminde yan etkiler de kaybolur. Nadiren kalp ya da sinir hasarı gibi uzun dönem etkileri olabilir.
Bazen tek seferde bir ilaç yapılırken bazen farklı ilaçlar birlikte verilebilir.
Oncotype-Dx™ Testi Nedir?
Oncotype-DX™ testi hastanın meme tümörü dokusundaki bir grup kanser genini ölçen özel bir tanı testidir. Test, meme kanserinizin nüksetme olasılığını ve kemoterapi tedavisinden fayda görme olasılığınızı tahmin etmemizi sağlar. Böylece kemoterapiden çok az fayda görebilecek bir hastayı belirleyerek kemoterapinin istenmeyen etkilerinden korumuş oluruz. Bu test kişiye özeldir. Tedavi planınızın sizin için belirlenmesini sağlar. Testin sizin için uygun olup olmadığını doktorunuzdan öğrenebilirsiniz.
Hedefe Yönelik Tedavi
Hedefe yönelik tedavi kansere spesifik genleri ya da proteinleri bloke ederek sağlıklı hücreleri en az etkileyecek şekilde kanser hücrelerinin çoğalmasını ve yayılmasını engeller.
Meme kanseri türlerinin ortaya çıkma sebepleri ve vücutta ilerleme şekilleri birbirinden farklıdır. En etkin tedaviyi seçebilmek için doktorunuz bazı özel testler isteyebilir.
Bugün meme kanseri tedavisinde etkinliği kanıtlanmış ana hedefe yönelik tedavi, HER2’ye yöneliktir. Sizin kanseriniz HER 2 pozitif ise doktorunuz sadece HER-2 pozitif kanser hücrelerine etki edecek ilaç tedavisi önerebilir. Bu tedavi çoğunlukla kemoterapi veya hormon tedavisine ek olarak kullanılır.
Trastuzumab HER2 pozitif olan hem erken hem de ileri evre meme kanseri tedavisinde kullanım için onaylanmıştır.
Erken evre meme kanserinde bir yıl süreyle, metastatik hastalıkta ilaç hastalığı kontrol altında tuttuğu sürece trastuzumab verilir. Bu ilaca bağlı olarak yüzde 2 ila 5 oranında kalp problemleri görülebilir.
HER2 pozitif meme kanseri hastalarının tedavisinde Pertuzumab (Perjeta), Lapatinib (Tykerb),
Ado-trastuzumab emtansine (Kadcyla) da kullanılmaktadır. Bunlar HER2 (+) hastalar için hedefe yönelik diğer ilaçlardır.
Hormonal Tedavi
Östrojen ve progesteron reseptörü pozitif (ER+ veya PR+) meme kanseri olan kadınlara hormonal tedavi verilebilir. Bu tümörler hormonların etkisiyle büyür. Hormonları bloke ederek hastalığın nüks riskini azaltabilir ya da metastaz yapmış tümör küçültülebilir.
Tamoksifen (Tamoxifen, Nolvadex, Tadex, Tamoxifencell, Tamoxifen-Teva) östrojenin meme kanseri hücrelerine yapışmasını engeller. Kanserli memede hastalığın geri gelme riskini, karşı memede meme kanseri riskini ve uzak metastaz riskini azalttığı bilinmektedir.
Ayrıca meme kanseri için yüksek risk taşıyan hastalarda riski düşürdüğü ve DCIS (in situ duktal karsinom) tanısıyla lumpektomi yapılan hastalarda hastalığın memede yinelemesini azalttığı kanıtlanmıştır.
Tamoksifenin yan etkileri ateş basması, vajinal kuruluk, akıntı, kanama, rahim kanseri riskinde artma, kan pıhtılaşması riskinde artma olarak sayılabilir. Diğer yandan, tamoksifen kemik sağlığı ve kolesterol düzeyleri üzerine iyileştirici etkilidir. Hem menopoz öncesi hem de menopoz sonrası dönemde kullanılabilir. Koruyucu amaçlı kullanımda, kemoterapi bittikten sonra 5 yıl süreyle kullanılması önerilmekteydi. Son yıllarda sonuçları açıklanan çalışmalar, 5 yıl yerine 10 yıl süreyle tamoksifen kullanılmasının daha yararlı olduğunu göstermektedir.
Aromataz inhibitörleri menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda yumurtalıklar dışındaki dokularda üretilen östrojen miktarını azaltır. Anastrozol (Arimidex, Aristu, Santra, Veridex), letrozole (Femara, Letrasan, Letrox, Letu) ve exemestane (Aromasin, Exetu) benzer yan etkilere sahip ve benzer etkinliktedirler. Kas ve eklem ağrısı, sıcak basması, vajinal kuruluk, artmış osteoporoz (kemik erimesi) ve kemik kırıkları riskiyle kolesterol düzeylerinde artışa neden olabilirler.
Menopoz öncesi dönemde östrojenin ana kaynağı yumurtalıklardır. Aromataz inhibitörler yumurtalıktan östrojen yapımını etkilemez. Âdetten yeni kesilmiş hastalarda ya da kemoterapi nedeniyle âdetten kesilenlerde kandaki östrojen düzeylerine bakılarak yumurtalıklardan hormon üretimi olup olmadığı kontrol edilir.
Hormon reseptörü pozitif meme kanserli hastalarda, yumurtalıkların östrojen üretimini baskılamak amacıyla gonadotropin veya luteinizan hormon serbestleyici hormon (GnRH veya LHRH) analogları kullanılır. Bunlar hastayı geçici olarak menopoza sokar. Goserelin (Zoladex) ve leuprolid (Lucrin, Eligard, Prosalid) cilt altı enjeksiyon şeklinde 1-3 ayda bir yapılır. Bazı hastalarda cerrahiyle yumurtalıkların alınması önerilebilir. Ameliyatın hormonlar üzerine etkisi kalıcı olur.
Meme Kanserinde Radyoterapi
•
Radyoterapi (Işın tedavisi) Nedir?
Radyasyon bir enerji şeklidir ve yaşamımız boyunca güneş ışınları, radyo dalgaları, mikrodalga, cep telefonu ve televizyon yayınları gibi çeşitlilik gösteren, düşük enerjileri nedeniyle kalıcı ve zararlı etkilerinin oldukça az olduğu bilinen birçok doğal ya da yapay iyonizan olmayan radyasyona maruz kalırız.
Radyoterapi ise yüksek enerjili X ışınlarını kullanarak çevre normal dokularda en az hasarı oluştururken, hedef bölge içinde kanser hücrelerini yok eden tedavi şeklidir. Meme kanserinde radyoterapi, tümörün çıkartıldığı bölgede, göğüs duvarında veya memenin geri kalanında hastalığın geri gelme olasılığını azaltmaktadır.
-
Hangi Hastalara Radyoterapi Uygulanır?
Meme koruyucu cerrahi (lumpektomi veya kadranektomi vb.) uygulananlara mutlaka meme radyoterapisi önerilmektedir.
Memenin tamamının alındığı mastektomi ameliyatı yapılanlar içinse patoloji raporu değerlendirilerek karar verilir. Tümörün çapı, derecesinin yüksekliği, lenf nodu tutulumu gibi özelliklere bakılarak hastalığın aynı yerde geri gelme ihtimali yüksek öngörülenlere radyoterapi uygulanır. Bu durumda göğüs duvarına ve lenf nodları bölgesine radyoterapi yapılabilir. Hastalıklı olan lenf nodlarının riskine göre koltuk altı, köprücük kemiği üzeri (supraklaviküler bölge) veya meme kemiği üzeri de (sternum) tedaviye dahil edilebilir.
Radyoterapi Kimlere Uygulanmamaktadır?
Eğer;
- Bölgeye daha önceden radyoterapi uygulanmışsa,
- Skleroderma, vaskulit gibi sizi radyoterapiye aşırı duyarlılaştıran bir hastalığınız varsa,
- Hamile iseniz radyoterapi size uygulanmamaktadır.
-
Radyoterapi Ne Zaman Uygulanır?
Eğer cerrahiden sonra kemoterapi gerekliyse radyoterapinin kemoterapinin bitmesini izleyen 3-4 hafta içinde başlaması önerilir. Kemoterapi uygulanmadığı durumlarda ise radyoterapi, cerrahiden sonraki 3-4 hafta içinde uygulanmaya başlayacaktır. Eğer kısmi meme ışınlama yapılacaksa cerrahiden sonraki hafta ya da üç hafta içinde uygulanmaktadır.
Radyoterapi Hangi Yollarla Uygulanır?
-
Eksternal Radyoterapi Nasıl Uygulanır?
Tedavi, günlük kısa seanslar olarak uygulanır. Her seans “fraksiyon” olarak adlandırılır. Her fraksiyon için ayırmanız gereken süre 15-20 dk olup bu süre tedavi öncesi kontrolleri ve hazırlık aşamasını da kapsamaktadır. Tedaviler Pazartesi’den Cuma’ya kadar uygulanır. Cumartesi ve Pazar günleri tedavi uygulanmaz. Toplam tedavi süresi 3 ila 6 hafta arasında değişmektedir. Doktorunuz sizi bu konuda bilgilendirecektir.
Memede tümörün çıkartıldığı bölgeye (lumpektomi boşluğu) doğrudan verilen bir radyasyon tedavisi türüdür. Erken meme kanserli hastalarda bu bölge, kanserin yeniden ortaya çıkma olasılığının en yüksek olduğu bölgedir.
Kısmi meme ışınlaması (KMI), belirli özellikteki hastalara uygulanabilen yeni bir tedavi seçeneğidir.
Halen üç tür KMI tekniği kullanılmaktadır:
- Tek kateterli (MammoSite®) brakiterapi.
- Çok kateterli brakiterapi (SAVI, Contura): Kliniğimizde kullanılmaktadır.
- Eksternal (dışarıdan) ışın terapisi.
Ameliyat bölgesine bu boşluğu dolduran bir aparat yerleştirilerek bu boşluk ve etrafının tedavi edilmesi sağlanır. Beş günde toplam 10 tedavi uygulanır. Bu süre boyunca günde iki kez, 6 saat arayla tedavi uygulanmaktadır. Hasta planlanan tedaviyi 10-15 dakika boyunca aldıktan sonra memede hiçbir radyoaktif malzeme bırakılmaz ve siz radyoaktif olmazsınız.
Tedavi Planlamasındaki Basamaklar Nelerdir?
- Simülasyon (hazırlık tomografisi),
- Hedef belirleme,
- Hesaplama ve doz dağılımı,
- Kalite Kontrol süreci (tıbbi ve fizik kontrol ağı),
- Tedavi.
Radyoterapinizin size uygun olması için kişiselleştirilmiş bir planlanma gerekmektedir.
Tüm tedavilerinize evden gelip gidebilirsiniz. Radyoterapi sırasında hastanede yatmanız gerekmemektedir.
Tedaviniz, lineer akseleratör makinesinin bulunduğu özel bir odada yapılır. Radyoterapi uygulaması için kullanılan cihazın etrafı kapalı değildir. Tedavi masasına uzanırsınız ve lineer akseleratör etrafınızda döner. Tedavi sırasında hiçbir acı veya değişiklik hissetmezsiniz. Sizden istenen sadece kıpırdamadan bir süre yatmanız olacaktır.
-
Radyoterapi Tedavisinde Gözlenen Yan Etkiler Nelerdir?
Radyoterapinin erken ve geç dönemde gözlenen bazı yan etkileri bulunmaktadır.
Radyoterapiye bağlı tedavi sırasında gözlenen erken ve geçici yan etkiler ciltte kızarıklık, soyulma, tahriş ve hafif yorgunluk hissi olarak sıralanabilir. Kişiden kişiye değişen yoğunluklarda hissedilebilir. Bu yakınmalar genellikle 2. haftadan itibaren başlamakta ve tedavi sonuna kadar artış gösterebilmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonra haftalar içinde kademeli olarak azalması öngörülmektedir.
Radyoterapiden sonra çok az sayıda hastada genellikle ilk 6 ay içinde kuru öksürük ve daha az sıklıkla eşlik eden nefes darlığı tablosu olarak izlenen radyasyon zatürresi gelişebilir. Eğer ortaya çıkarsa kısa süreli steroid tedavisiyle iyileşen ve çoğunlukla geçici bir problem olarak tanımlanmaktadır.
Radyoterapi sürecinde kalbin, özellikle sol kalp ve damarlarının aldığı doz önem taşımaktadır. Bu riskleri azaltmak için özel teknikler kullanılmakta, eskiden yapılan tedavilerle karşılaştırılamayacak oranda kalp koruması sağlanmaktadır.
Eğer lenf bölgelerini hedefleyen bir radyoterapi uygulanması gerekiyorsa cerrahinin yol açacağı lenfödem (kolda şişme) riskini uzun dönemde belli oranda artıran bir yan etki söz konusudur. Ancak, cerrahi ve radyoterapinin gelişmesine paralel olarak tedavi sırası ve sonrasında verilen önleyici egzersizler sayesinde lenfödemle daha az karşılaşılmaktadır.
Nadir olarak tedavi edilen bölgede kalan kaburga kemiklerinde hiç tedavi almayan kişilere göre daha çabuk kırılma veya çatlama görülebilse de bu risk destek tedavilerle ciddi bir sorun olmadan geçmektedir.
Tedaviden sonraki 15-20 yıl içinde çok düşük yüzdelerle de olsa radyoterapiye bağlı ikincil bir kanser gelişme riski söz konusudur. Ancak, başlangıçta kimin bu düşük riskle karşılaşabilecek bir aday olduğunu bilmek ve saptamak mümkün değildir.
-
Radyoterapiden Sonra Ailemle Bir Arada Durabilir miyim?
Tedaviden sonra üzerinizde herhangi bir radyoaktivite taşımazsınız, etrafınıza radyasyon yaymazsınız. Çevrenizdeki kişilerle ve çocuklarla, onlara zarar verme riskiniz olmadan bir arada bulunabilirsiniz.
Akip
Meme kanseri tedavi süreci bittikten sonra doktorunuz sizin için bir takip programı planlayacaktır. Düzenli fizik muayeneyle gerekli görüldüğünde kan testleri ve filmler istenerek iyileşme süreci takip edilecektir. Bir yandan meme kanseri nüks, metastaz ya da yeni kanser gelişimi açısından takip edilirken; diğer yandan aldığınız tedavilerin mevcut ya da olası uzun dönem yan etkileri açısından takip edileceksiniz.
Tamoksifen alan hastaların yıllık jinekolojik muayenelerini düzenli yaptırmaları gereklidir. Bu ilaç rahim kanserine neden olabileceğinden anormal vajinal kanama fark ederseniz vakit kaybetmeden doktorunuza bildiriniz.
Aromataz inhibitörü kullanan hastaların tedaviye başlamadan önce kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmaları önerilir. Aromataz inhibitörleri kemik kaybına neden olabileceğinden kullanım sürecinde takip sıklığını doktorunuz belirtecektir.
Ürkütücü olsa da meme kanserinin geri gelme olasılığı vardır. Aşağıdaki şikâyetlerden biri sizde varsa mutlaka doktorunuzla görüşün:
- Meme, koltuk altı ya da göğüs duvarında ele gelen kitle.
- Uzun süren ve ağrı kesicilerle geçmeyen ağrı.
- Kemik ağrısı ya da kırıklar.
- Baş ağrısı ya da nöbet geçirme.
- Kronik öksürük ya da nefes darlığı.
- Karın ağrısı ya da sarılık (cildin ve gözlerin sararması).
- Aşırı yorgunluk.
- Hasta ya da genel olarak kötü hissetmek.
Meme kanseri tedavisinden sonra iyileşme süresince hastalarımıza sağlıklı yaşam konusunda destek vermekteyiz. Dengeli beslenmek, sağlıklı kilonuzu korumak, sigara içmemek, alkol tüketimini azaltmak gibi konularda bilgi ve destek alabilirsiniz.
Ayrıca menopoza bağlı şikâyetler, cinsel problemler, psikolojik sıkıntılar, depresyon gibi sorunlarınızla da profesyonel olarak ilgilenecek uzmanlarımız sizin yanınızda olacaktır.