Botulinum Toksin Uygulamaları

Botulinum toksin, 1989 yılında FDA tarafından nörolojik hastalıkların tedavisinde onay almış ve pek çok hastalıkta kullanılmıştır. Kozmetik amaçlı kullanım için 2002 yılında, aşırı terleme için 2004 yılında onay almıştır. O dönemden beri kozmetik dermatolojide yaygın olarak kullanılan botulinum toksin uygulamaları, 2017 yılında da alın bölgesi kırışıklıklarında kullanım için FDA onayını almıştır.
 
Clostridium botulinum tarafından üretilen farklı toksinler mevcuttur. Botoks, botulinum toksin tip A içerir. Etkisini sinir hücrelerinden gelen uyarıların kasa iletimini engelleyerek gösterir. Böylece kasın aşırı kasılması önlenmiş, var olan deri çizgileri düzleşmiş olur. Etkisi enjeksiyondan 3-4 gün sonra başlar, 14 günde maksimuma ulaşır.
 
Toksin enjekte edildiği kasta kalarak yavaşça kaybolur. Doğru alana, doğru miktarda uygulandığında vücudun başka bir bölgesine göç etmediği kabul edilir. Bu yüzden de yan etkisi çok nadirdir. Bugüne kadar botoks enjeksiyonuna bağlı sistemik, yani diğer organları ilgilendiren yan etki gözlenmemiştir. Deriyle ilgili yan etkiler ise enderdir, birkaç saat içinde ortadan kalkar.


Botulinum-toxin-applications-1407664622.jpg
 

Görülebilecek yan etkiler; baş ağrısı, hafif ödem ve morluktur. Morluk birkaç gün sürebilir. Etkinin süresi ortalama 4-6 aydır. Etki süresi kişisel farklılıklar gösterebilir.

Botulinum toksin uygulaması yapan kişilerin kas anatomisi ve deri yapısı hakkında eğitimli olması gerekir. En sık uygulandığı alanlar; kaşların arasındaki çizgiler, göz kenarındaki çizgiler (kaz ayağı), alın çizgileri, dudak üstü çizgiler, boyun kırışıklıkları, marionetler yani gülme çizgileridir.
 
Koltukaltı, avuç içi ve ayak terlemelerinde ise yine etkili bir tedavi yöntemidir. Enjeksiyon öncesinde iyot testi ile terleme alanı tespit edilebilir, belli aralıklarla her koltukaltı için 50 ünite olacak şekilde deri enjeksiyonları yapılır. Nöromusküler hastalıklar, botoks alerjisi olanlar, gebelik, emzirme, enjeksiyon bölgesinde bir deri hastalığı olması gibi durumlarda toksin uygulanmaz.
 
Uygulama öncesinde doktor ve hasta gerçekçi beklentileri konuşmalı, hedef kaslar belirlenerek enjeksiyon bölgeleri saptanmalıdır. Uygulama boyunca enfeksiyon riski için gerekli önlemler alınmalıdır. Yan etki oluşmadan etkili tedavi için deneyimli bir dermatolog tarafından ve uygun ortamda tedavi şarttır. Tekrarlayan uygulamalarla daha kalıcı iyilik hali elde edilebilir.
 

Dolgu Uygulamaları

Dolgular yaklaşık 30 yıldır yüzdeki derin kırışıklıklar, şekil bozuklukları ve yaşlanma karşıtı etkileri için dermatolojide kullanılmaktadır. Ayrıca el sırtını gençleştirmekte de oldukça etkili bir yöntemdir.

Dermatolojik değerlendirmenin ardından kişiye özel uygulama şeması oluşturulur ve dolgu maddesi seçimi yapılır. Piyasada çok çeşitli dolgu materyali mevcuttur. Kullanılacak dolgu maddesinin FDA (Food and Drug Administration) onaylı olması tercih edilir. Dolgu maddesi otolog, sentetik veya biyolojik olabilir. Hiyalüronik asit, kalsiyum hidroksiapatit, polimetilmetakrilat ve silikon içerikli ürünler kullanılabilmektedir. Hiyalüronik asit, derideki en önemli glikozaminoglikandır. Deriye enjekte edildiğinde genleşir, yumuşar ve deriyi nemlendirir. Bu etkilerine ek olarak, hücre büyümesinde olumlu rol oynar. Uzun etkilidir, minimal yan etki riskine sahiptir, kullanımı kolaydır, kullanıma hazır halde bulunur, önceden deri testi gerektirmez. Uygulama iğne veya kanülle seri nokta, tünel, yelpaze veya çapraz tarama teknikleriyle yapılabilir. Dolgu maddeleri dermis içine, deri altına veya kemik üzerine enjekte edilebilir. Öncesinde anestezik kremlerle ağrı azaltılır, ardından soğuk uygulanarak kızarıklık ve ödem engellenir. Hangi tekniğin ve hangi ürünün hangi hastaya kullanılacağı, hastanın anatomik özellikleri, dolgu içeriği, uygulama bölgesi ve doktorun tecrübesine göre değişir. Kişiye ait özellikler ve dolgu yapısı, etki süresini etkileyen faktörlerin başında gelir. Tüm kozmetik uygulamalarda esas alınması gereken doğal sonuçlar burada da hedeflenmelidir. Doktor ve hasta beklentiler ve olası istenmeyen yan etkiler açısından konuşmalıdır. Tedavide hedef, doğallıktan ödün vermeden elde edilecek en ideal kozmetik sonuç olmalıdır.
 

IPL

IPL (Intense Pulse Light; yoğun atımlı ışık sistemi), lazer gibi doğrusal olmayıp saçılarak çevre dokuya yayılan yoğun bir ışık kaynağıdır. Tedavi sırasında tüm kromoforlar, yani yüzeyel melanin, kıl kökü, melanin ve hemoglobin aynı anda hedeflenir. Bu nedenle oldukça güçlü etki gösteren IPL’nin yan etki potansiyeli de yüksektir ve sadece deneyimli doktorlar tarafından kullanılmalıdır.

 

IPL’nin Kullanım Alanları

  • Cilt yenileme (rejüvenasyon)
  • Güneş hasarının azaltılması
  • Kırışıklıkların azaltılması
  • Yaşlılık lekelerinin tedavisi
  • Kılcal damar ve kızarıklık tedavisi
  • Epilasyon
 

IPL Uygulaması

Uygulama sırasında hastanın gözleri özel gözlüklerle koruma altına alınır. Işığın deriye daha etkin ulaşması için ultrason jeli sürülür. Hastanın deri tipi ve hedef lezyona göre seçilen filtreler başlığa yerleştirilerek uygulama yapılır. İşlem genellikle iyi tolere edilir. Seans süresi uygulama alanının genişliğine göre değişmekle birlikte, 10-30 dakikadır. Uygulama aralıkları 3-4 haftadır. Seans sayıları hastanın deri tipi, lekenin tipi ve kalınlığı, leke süresi, damar derinliği gibi pek çok faktöre bağlı olarak değişmektedir. Uygulama sonrası hasta günlük yaşamına devam edebilir. Nemlendirici kremler ve güneşten koruyucular önerilir.

 

Pulse Dye Lazer (PDL) (Darbeli Boya Lazeri)

595nm dalga boyundaki darbeli boya lazer ışınları, yoğunlaştırılmış bir biçimde deri altı kan damarlarını hedefleyerek çalışır. Özellikle doğuştan olan veya sonradan gelişen damarsal lezyonlar üzerinde etkilidir. Çocuk ve erişkin hastalarda doğum lekelerinin tedavisinde etkinliği ve güvenilirliği kanıtlanmış, altın standart kabul edilen bir tedavi metodudur.

 

PDL Lazer Kullanım Alanları

  • Şarap lekeleri, Porto şarabı lekeleri, Gül lekesi (Port waine staine)
  • Hemanjiom (iyi huylu damar tümörleri)
  • Kılcal damar genişlemeleri (telenjiektazi)
  • Örümcek benler
  • Cildin kızarma eğilimi (flushing)
  • Yüzde Gül hastalığı (Rosacea)
  • Hipertrofik yara izi ve keloid
  • Siğiller

PDL yukarıdaki yaygın kullanım alanlarının dışında, zemininde damarsal problem barındıran pek çok deri hastalığında da kullanılabilmektedir.


PDL Uygulaması

Uygulama esnasında cilt yüzeyinde kahverengi renk değişikliği meydana gelir. Bu renk değişikliği kalıcı değildir. En fazla 1-2 hafta içerisinde yavaş yavaş solarak 2. haftanın sonunda normal cilt rengi geri gelir. Damar lezyonu her uygulamadan sonra bir öncekinden daha soluk hale gelir.
  • Morarma: Lazer tedavisiyle taranan alanda cilt renginde bir koyulaşma olur. Bu durum 1-2 hafta içerisinde azalarak kaybolur. Bu sürenin sonunda cilt normal rengine geri döner. Kırmızı yüz ve Rosacea uygulamalarından sonra ise morarmadan ziyade kısa süreli kırmızlıklar izlenir.
  • Şişme: Uygulama alanında şişlik olması en fazla 72 saat devam eder ve tamamen geçicidir.

Uygulamanın bitiminde hastanın cildine yumuşatıcı bir krem ve güneş koruyucu krem tatbiki yeterli olur. Özellikle göz çevresinde oluşabilecek şişliği önlemek için buz uygulaması yapılabilir. İşlemden sonra hasta genellikle bir ağrı hissetmez. Oluşan kahverengi değişikliğin kamuflajı için 72 saatten sonra kapatıcı kullanımının hiçbir sakıncası yoktur. Uygulamadan sonra hasta günlük yaşamına hemen geri dönebilir.

Uygulama seanslarla devam eder. İstenilen sonucun alınması ortalama 2-6 seans arasında değişkenlik gösterir. Seans aralarının 4-6 hafta olması önerilir. Bir damar lezyonunun tedavi olacağı seans sayısı, o lezyonun büyüklüğüne, derinliğine, koyuluğuna, tipine, doğuştan veya sonradan meydana gelmiş oluşuna bağlı olarak farklılık gösterir.


Chemical-peel-338969531.jpg

 

Kimyasal Peeling

Çeşitli kimyasal maddelerin deriye uygulanmasıyla derinin yüzeysel tabakalarının soyulması işlemi “peeling” olarak adlandırılır. Uygulama alanları lekeler, yüzeysel ve derin sivilce izleri, güneşe bağlı yaşlanma belirtileri, ince kırışıklıklar ve iri gözeneklerdir. Olumlu sonuç için düzenli ve birden fazla uygulama gerekir.

Peeling uygulamalarında alfa-hidroksi asit, glikolik asit, laktik asit, bikarboksilik asit, malik asit, sitrik asit, beta-hidroksi asit (salisilik asit), triklorasetik asit, alfa keto asitler (piruvik asit), retinoik asit ve rezorsinol gibi çok çeşitli solüsyonlar kullanılabilir. Bunların yanında “Jessner solüsyonu” adı verilen salisilik asit, laktik asit, etanol ve resorsinolden oluşan karışımlar da mevcuttur. Fenol ise derin peeling amacıyla kullanılan bir maddedir. Peeling solüsyonu hastanın deri özellikleri ve hedeflenen derinliğe göre doktor tarafından seçilir.

Uygulama öncesinde yüz temizlenir. Peeling uygulanır ve belirli süre beklendikten sonra nötralizan solüsyonla silinir. İşlem bitiminde gerekirse soğuk kompresler uygulanabilir. Hafif nemlendiriciler ve güneş koruyucuyla işlem tamamlanır. Sonrasında şiddetli kurulama ve sürtme hareketleri önerilmez. Takip eden günlerde çok hafif şişlik, kızarıklık ve pullanma olabilir. Bazı hastalarda bu durum 1-3 gün sürebilir. Bu süre içinde güneşten korunma, özellikle önem taşır.
 

BBL

BBL (Broad Brand Light), “geniş bant ışık” anlamına gelen yoğun atımlı özel bir ışık kaynağıdır. Düzenli uygulamalarla deriyi uyararak yaşlanmayı geciktirmekte ve deri yaşını gençleştirmektedir. Stanford Üniversitesi tarafından yapılan çalışmalarda, düzenli uygulanan BBL tedavisinin derideki gen yapılarını etkileyerek deri yaşını gerilettiği gösterilmiştir.
 

BBL’nin Kullanım Alanları

  • Güneş hasarı
  • Derideki renk düzensizlikleri
  • Cilt tonu eşitleme
  • Çeşitli lekeler, çiller
  • İnce kırışıklıklar
  • Rosacea (Gül hastalığı)
  • Kırmızı yüz
  • İnce damarların tedavisi
  • Civatte'nın poikiloderması (boyun ve dekolteye yayılan kırmızı lekelenme ve kızarıklıklar)
  • Deride elastikiyet kaybı ve rejüvenasyon
 

Uygulama Bölgeleri

  • Yüz
  • Dekolte
  • Boyun-omuz
  • El- ön kol
  • Bacak
 

BBL Uygulaması

Uygulama öncesinde genellikle anestezik kreme ihtiyaç duyulmaz. Seans sıklığı hastanın yaşına, derinin durumuna göre değişiklik gösterir.

Uygulama sırasında hastanın gözleri özel gözlüklerle koruma altına alınır. Işığın deriye daha etkin ulaşması için ultrason jeli sürülür. Hastanın deri tipi ve hedef lezyona göre seçilen filtreler başlığa yerleştirilerek uygulama yapılır. İşlem genellikle iyi tolere edilir. Ağrı beklenmez. Sensitif deri yapısına sahip hastalarımızda hassasiyeti önlemek için ek soğutucular kullanabilir.

Hasta genellikle işlem sonrası günlük hayatına devam edebilir. Hassas deri yapısına sahip kişilerde kısa süreli kırmızılıklar ile hafif bir ödem (yani şişlik) gelişebilir. Hemen işlem sonrası makyaj ve kapatıcılar kullanılabilir. Hastanın uygulama sonrasında güneşten koruyucu kremleri düzenli kullanması önerilir.

Enzymatic-peeling-1170933067.jpg

 

Enzimatik Peeling

Enzimatik peeling, pek çok aktif maddenin birleşiminden oluşan ürünün leke tedavisi amacıyla deriye uygulanmasıdır. Amaç, derinin üst tabakasının soyulması ve lekelerin azaltılmasıdır. Lekelerin görünümünde azalmanın yanında, derinin yenilenmesine, ince çizgilerin giderilmesine, gözeneklerin küçülmesine de yardımcı olur.

Uygulama doktor tarafından yapılır ve önerilen süre boyunca ilgili alanda (yüz, boyun, dekolte, el vb.) kalır. İşlem esnasında yanma, batma gibi etkiler beklenmez. Ürünü temizledikten sonraki günlerde kızarıklık, soyulma, kabuklanma ve bazen su toplaması gelişebilir. Hasta bu sürede doktorun önerdiği tedavileri uygulamaya ve güneşten korunmaya devam eder. İyileşme süresi 1-2 haftadır, bazı hastalarda bu süre uzayabilir.

Uygulama tek seans olarak yapılır. Şikayetlerin yoğunluğuna göre bazı hastalarda doktor ek uygulama önerebilir. Seans öncesi ve sonrasında doktorun önereceği ürünleri kullanmak başarıyı etkiler. Hasta tüm tedavi boyunca güneşten korunmalı ve yüksek koruma faktörlü kremleri kullanmalıdır. Tedavi öncesindeki hafta ve tedavi sonrasında en az 1 ay süreyle lazer, ağda, kese gibi uygulamalar yaptırılmamalıdır. Çok sıcak suyla yıkama, solaryum, sauna, hamam gibi aktivitelerden uzak durulmalıdır.

Mesotherapy-1129322585.jpg

 

Mezoterapi

Mezoterapi, ince iğneler kullanılarak derinin orta tabakasına çeşitli ilaçların, aminoasitlerin, vitaminlerin uygulandığı bir yöntemdir. İlk kez 1952 yılında Fransız doktor Micheal Pistor tarafından tanımlanmıştır. Mezoterapi uygulamaları uzun yıllardır tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır.

Derinin bağ dokusu içindeki başlıca hücreler fibroblastlardır. Fibroblastların sentezlediği kollajen, elastin ve fibronektin ise deriyi sıkılaştıran, sarkmayı engelleyen, dolayısıyla yaşlanmaya karşı çalışan deri elemanlarıdır. Anti-aging amaçlı uygulanan mezoterapiler başlıca bu alanı hedefler. Deri daha parlak ve canlı bir görünüm kazanır. Tekrarlayan uygulamalarla kırışıklık derinliği azalır, deri daha diri ve sıkı bir hal alır. Uygulama yüz, boyun, dekolte bölgesi ve el sırtına yapılabilir. Aynı zamanda daha derin uygulamalarla yağ hücreleri hedef alınarak yağın erimesi, yağ hücrelerinde azalma ve küçülme sağlanabilir. Saçta ise kan dolaşımını artırıp, kıl foliküllerinin beslenmesini sağlar.

Mezoterapi çeşitli saç dökülmeleri, yüz genleştirme, gövdedeki bölgesel yağlanma, selülit, stria (çatlak) tedavileri, leke ve iz tedavilerine destek olarak kullanılabilir. Etkinliğin sağlanması için birden fazla etken madde içeren karışımlar kullanılır. Mezoterapi solüsyonları genel olarak çeşitli vitaminler, mineraller, aminoasitler ve antioksidanlar içerir. Hiyalüronik asitli karışımlar da dolgunluk, nem ve elastikiyet kazandırarak deriyi destekler. Ticari olarak hazırlanmış mezoterapi solüsyonlarının yanında, doktorun kendisinin hazırladığı karışımlar da kullanılabilmektedir. İstenen sonucu elde edebilmek için tekrarlayan seanslar gerekebilmektedir.

Yüz uygulamalarında solüsyonlar mezoterapi için özel üretilmiş uygulama tabancası veya ince iğne uçlarıyla deri altına belli aralıklarla enjekte edilir. Derin kırışıklıklarda çizgi şeklinde enjeksiyon yöntemi de kullanılmaktadır. Saçlı deride yine mezoterapi tabanca uygulaması tercih edilmektedir. Genellikle iyi tolere edilir. İğne uçları çok ince olduğu için morarma gibi yan etkiler nadiren gelişir. Uygulama sırasında ağrı olmaz, hassasiyet hissedilebilir. Bildirilmiş önemli bir yan etkisi yoktur. Tedavi sonrası hasta günlük aktivitelerine dönebilir ve işlem sonrasındaki gün makyaj yapabilir.

Pibroblast-cell-trerapy-1488876542.jpg

 

Fibroblast Kültürü Tedavisi

Halk arasında kök hücre tedavisi olarak bilinen fibroblast kültürü uygulaması, hastanın özel laboratuvarlarda üretilmiş kendi fibroblastlarının enjeksiyonudur.

Yaşlanmayla birlikte dermiste bulunan kollajen ve elastin liflerin azalması, deride kıvrımlara, kırışıklıklara yol açmaktadır. Fibroblastların ürettiği kollajen vb. liflerle bahsedilen etkiler giderilmeye ve daha genç bir deriye sahip olma hedeflenir. Hücreler hastanın kendi dokusundan kaynaklandığı için yan etki riski yoktur. Deri içine dolgu, mezoterapi gibi yabancı madde yapılmasını tercih etmeyenler için iyi bir seçenektir.

Kişinin kendinden, genellikle kulak arkasından biyopsiyle küçük bir doku parçası ile 50 cc kan alınır ve özel koşullarda “fibroblast” adı verilen hücreler üretilir. Biyopsi yapılan yer genellikle bir hafta içinde iyileşir ve yeri pek çok hastada fark edilmez.

Fibroblastlar üretildikten sonra hastaya küçük iğnelerle uygulanır. Lokal anestezik bir krem sürülmesinin ardından, enjeksiyon tekniğiyle yaklaşık 20 milyon hücre deriye verilir. Enjeksiyonlar 2 hafta ara ile iki kez yapılmalıdır. Uygulamanın etkinliği çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir.

PRP-760471021.jpg

 

Mikroiğneleme

Mikroiğneleme dermastamp, dermaroller veya dermapen gibi cihazların ucuna yerleştirilmiş çok ince çelik iğnelerle deri yüzeyinde mikroskopik kanallar oluşturulmasıdır. Yapay olarak oluşturulmuş yaraların tamiri esnasında salınan çeşitli büyüme faktörleri ve sitokinlerle cilt yenilenmiş olur. Tek başına etkili olabileceği gibi, beraberinde büyüme serumları, hiyalüronik asit, mezoterapi, PRP gibi yöntemlerle de kombine edilebilir. Açılan kanalların hemen öncesinde veya sonrasında uygulanacak ürünlerin daha hızlı ve daha derine etki etmesi sağlanmış olur. Yara ve sivilce izleri, anti-ageing amaçlı, ince kırışıklıkların giderilmesi, çatlak tedavisi, geniş gözenekli cilt yapısının azaltılması ve saç dökülmesi tedavilerinde kullanılmaktadır. İşlemler seanslar halinde uygulanır. Yapılan amaca bağlı olarak seans aralıkları değişkendir. Seans aralıkları 2-6 hafta arasında değişebilir.

İşlem sırasında bir miktar ağrı olabilmektedir. Uygulama öncesinde anestezik krem uygulanması ağrıyı azaltabilir. İşlem esnasında küçük kanama odakları oluşması normaldir. İşlemden sonra gelişen kızarıklık genellikle birkaç saat içinde azalır. Bazı bireylerde hafif kızarıklık ve hafif ödem 1-2 gün devam edebilir. İşlemi takiben önerilen kremler kullanılmalıdır. Seans sonrasındaki günlerde güneşten çok iyi korunmak gerekir.
 

Altın İğneli Radyofrekans

İğneli radyofrekans, son yıllarda iz, sıkılaşma, gençleşme tedavilerinde ön plana çıkan bir yöntemdir. Burada radyofrekans enerjisi iğneler yoluyla derinin alt tabakalarına ulaştırılır.

Cihazın başlığı deriyle temas ettiğinde istenilen derinliğe kadar ilerleyip radyofrekans verir. Çelikten yapılmış iğneler altınla kaplanmıştır. Bu nedenle altın iğne tedavisi olarak da bilinir. Hem iğnelerin yarattığı mikrodeliklerin iyileşmesi hem de radyofrekans etkisiyle deride kollajen ve elastin üretimi tetiklenir. Böylelikle izlerde ve çizgilerde azalma, deride sıkılaşma ve derinin genel görünümünde gençleşme izlenir.

Radyofrekans, iğneler deri içine girince verildiği için üst tabaka korunmuş olur. Yüzeydeki derinin korunması hastanın iyileşme süresini kısaltır ve hasta çok kısa sürede sosyal hayatına dönebilir.
 

Altın İğneli Radrofrekansın Kullanım Alanları

  • Sivilce izleri
  • Ameliyat ve yara izleri
  • Gözenek sıkılaştırma
  • Kırışıklık tedavisi
  • Cilt sıkılaştırma
  • Boyun-gıdı ve dekolte görünümünde toparlanma
  • Çatlak tedavisi
  • Kol ve bacaklardaki sarmanın azaltılması
  • Aşırı terleme tedavisi
 

Altın İğneli Radyofrekans Uygulaması

Öncesinde uygulanan lokal anestezik kremlerle işlem gayet iyi tolere edilir. Doktor uygulanacak bölgeye hastanın derisinin yapısına ve endikasyonuna göre iğnelerin derinliğini ve verilen enerjiyi ayarlar. Uygulayan kişinin deri yapısına ve anatomisine hakim olması gereklidir. Küçük de olsa birçok iğnenin deriye batırıldığı bu uygulamada uygulayıcının aynı zamanda tıbbi hijyen kurallarına uyması gereklidir. Uygulamadan sonra meydana gelen kızarıklıklar birkaç saat içinde gerileme gösterir. Bazı hastalarda birkaç gün süreyle hafif bir pembelik ve hafif bir ödem devam edebilir. Bu durum genellikle sosyal hayata devam etmeye engel değildir. Hasta ertesi gün makyaj yapabilir.

 

Nd: YAG Lazer

Neodymium YAG (Nd: YAG) lazer, 1064nm dalga boyunda ve diğer lazerlerden daha derin dokulara ulaşama kapasitesine sahiptir. Su, melanin ve hemoglobini hedef olarak kullanan bu lazer sistemi dermatoloji pratiğinde oldukça geniş endikasyonlarda kullanılmaktadır. Yaygın olarak damarsal lezyonların tedavisinde, cilt yenilemede (rejüvenasyon), akne, Rosacea, siğil ve tırnak mantarı tedavileri, kliniğimizde sıklıkla yaptığımız uygulamalardır.
 

Nd: YAG Lazer Kullanım Alanları

  • Non-ablatif cilt yenileme (yara oluşturmadan cilt yenileme)
  • Mavi damarlar (4 mm’ye kadar kalınlığı olanlar)
  • Telenjiektaziler (kılcal damarlar, ince yüzeyde olanlar)
  • Örümcek damarlar
  • Kiraz benler (cherry hemanjiomlar)
  • Akne (sivilceler)
  • Skar ve iz tedavisi
  • Tırnak mantarı tedavisi
  • Siğil tedavisi
  • Epilasyon

Uygulama yapılacak alandaki işleme göre, öncesinde lokal anestezik kremler kullanılabilir. İşlem sırasında deri yüzeyini korumak için soğutucular kullanılır. Sonrasında yapılandırıcı kremler ve güneş koruyucu kremler önerilir.

 

Q Anahtarlı (Q Switch; QS) Nd: YAG Lazer

Q Switch lazer sistemiyle lazer ışınlarının depo edilmesi sonucu, çok kısa sürede çok güçlü çıkışlar elde edilir. Kliniğimizdeki Q Anahtarlı Nd: YAG 1064nm Nd: YAG ve 532nm KTP olmak üzere iki farklı dalga boyuna sahiptir. Yüksek enerjili ve yüksek boyutlu atışlar yaparak yüzeyel ve derindeki pigmentleri etkiler. En sık melasma, güneş, yaşlılık, doğum lekeleri tedavisinde ve dövme silmede kullanılmaktadır. Pigmentin rengine, hastanın deri tonuna göre farklı dozlar seçilmektedir. Melasma dediğimiz gebelik maskesi şeklindeki lekelerde herhangi kabuklanma yaşanmazken, yaşlılık lekesi, çiller ve bazı güneş lekelerinde uygulama sonrası koyulaşma, zaman zaman küçük bir kabuklanma ortaya çıkar. Kabuk kısa sürede düşer. Bu sürede hastaya kullanması için deri iyileştirici etkisi olan nemlendiriciler ve güneşten koruyucular reçete edilir.

Tüy sarartma uygulaması diğer lazer sistemlerinin görmediği ince tüylere uygulanabilir. İşlem sonrası tüyler sarararak görünmez hale gelir ve bir kısmı takip eden zamanda dökülür. Etkisi 2-3 ay devam eder. Tüm deri tiplerine her mevsim yapılabilir. Özellikle yüzde çeşitli leke tedavileriyle kombine edilebilir.

 

Q Anahtarlı Nd: YAG Lazer Kullanım Alanları

  • Melasma
  • Gebelik lekeleri
  • Yaşlılık ve güneş lekeleri (solar ve senil lentigolar)
  • Çiller
  • Cafe au lait (sütlü kahve lekeler)
  • Dövme silme
  • Tüy sarartma

İşlem genellikle iyi tolere edilir. Uygulama seanslarla devam eder. İstenilen sonucun alınması ortalama 2-6 seans arasında değişkenlik gösterir. Seans aralarının 4-6 hafta olması önerilir. Uygulama sonrası güneş koruyucusu kullanımına dikkat edilmelidir.

 

Erbiyum YAG Lazer (Er: YAG lazer)

Er: YAG lazer 2940nm dalga boyuna sahip olup gözle görülmemesine karşılık, deri tarafından oldukça hızlı algılanan bir lazer sistemidir. Isı ile bir hasar oluşturmadan su moleküllerinin lazer ışınlarını emmesiyle etkinlik gösterir ve deriyi hasarlandıran benzer sistemlere nazaran daha güvenli, kontrol edilebilir doku ablasyonu yaratır.

Kliniğimizdeki Erbiyum YAG lazer ile hem ablatif (kontrollü deri hasarı) hem de non-ablatif (yüzeyel tabakanın korunarak mikro-hasar oluşturan) uygulamalar yapılabilmektedir. Cihaza takılan değişik başlıklarla cildin hem üst tabakasına (epidermis) hem de alt tabakasına (dermis) etki edebilen Er: YAG lazer, hasarlanmış deri yüzeyinin yerinin yeni ve daha taze bir cilde bırakılmasını sağlar. Fraksiyonel başlıklar yüzeyel dokuyu soymadan ablasyon, yani hasarlama yapar (fraksiyonel lazer). Lazerle açılan mikrokanalların çevresindeki dokular sağlam kaldığı için deri iyileşme süreci daha hızlı olur. Bu şekilde ince ve kalın çizgilerde, güneş hasarının azaltılmasında, sivilce izlerinin, çeşitli yara ve yanık izlerinin tedavisinde fayda gösterir. Bunun yanında, ablatif başlıkları sayesinde deriden kabarık ya da deri seviyesindeki bazı et benleri (her ben yakılmaz, bu nedenle doktorunuza danışın), seboreik keratoz, siğil, ksantalesma gibi pek çok dermatolojik hastalığın tedavisinde kullanılabilmektedir.

Uygulama sonrasında ciltte bir kızarıklık, hassasiyet ve kabuklanma görülebilir, sonrasında yapılandırıcı kremler ve güneş koruyucu kullanılması önerilmektedir. Oluşan kızarıklık ve kabuklanma lezyonun kalınlığına, uygulanan derinliğe, kullanılan doza göre değişiklik gösterir. Mevcut probleme göre tedavi 3-4 hafta aralıklarla 3-9 seans tekrarlanabilir.

 

Er: YAG Lazer Kullanım Alanları

  • Yüzeyel ve derin peeling (cilt soyma)
  • Kırışıklık tedavisi
  • Akne (sivilce) ve akne izi tedavisi
  • Çatlak (stria) tedavisi
  • Yara izi tedavisi
  • Hipertrofik (kabarık) izler
  • Çeşitli lezyonların giderilmesi (bazı et benleri, siğil, seboreik keratoz vb.)
  • Sivilce ve izlerinin tedavisi
  • Non-ablatif (deri yüzeyinde hasar oluşturmadan) cilt yenileme
  • Cilt yenileme ve sıkılaştırma
  • 4D cilt gençleştirme

 

4D Cilt Gençleştirme Nedir?

4 boyutlu cilt gençleştirme, farklı lazer modalitesinin kullanıldığı invaziv olmayan bir rejüvenasyon programıdır. Hem Er: YAG lazer hem de Nd: YAG Lazer kullanılır. Deriye herhangi bir madde enjekte edilmemesi, en büyük avantajıdır. Ciltte yeni kollajen oluşumunun sağlanması, kırışıklıkların ve lekelerin azaltılması, cildin sıkılaşması ve gerginliğinin artması hedeflenmektedir.

İlk aşama “Smooth lifting”tir. Er: YAG lazerin özel bir başlığıyla yapılan uygulama, ağız içinde yanak iç yüz ve dudak iç yüze tatbik edilir. Bu alanda kontrollü bir ısı birikimi sağlanarak kollajenin yeniden üretilmesi ve şekillenmesi gerçekleşir.

İkinci basamak “Frac 3” modudur. Frac 3, kullandığımız Nd YAG lazerin hem yüzeyel hem de derin katmanlara çok hızlı ulaşarak 3 boyutlu fraksiyonel patern oluşturduğu bir modalitedir. Yüksek ısıyla birlikte kollajen üretimini tetikler. Yüzün dış kısmından uygulanır. Cilt tonunun eşitlenmesi ve gerginliğin sağlanmasına etki eder.

Üçüncü basamak “Piano” modudur. Yüzün dış kısmından uygulanır. Derinlemesine ısı etkisi yaratan özel piano Nd: YAG modu sayesinde, yüzeyel tabakalarda hasar oluşmadan derin ısınma sağlanır. Bir yandan özel ısıölçerlerle deri yüzeyindeki ısı takip edilir. Bu derin ısınma kollajen liflerde yeniden yapılanma, şekillenme sağlayarak, özellikle yanak, çene ve gıdı bölgesinde cilt elastikiyetinin artmasını ve sıkılaşmayı sağlar.
Dördüncü basamak “Ultralight peel” olarak adlandırılır. Yine özel başlıklı Er: YAG ile yapılan soğuk ablasyon tedavisidir. Yüzeyel izler, kırışıklıklar ve lekelerin azaltılmasını sağlar. Bu mod cildin pürüzsüz görünümüne katkıda bulunur.

4D uygulaması genellikle iyi tolere edilir. Uygulama yaklaşık 45-50 dakika sürer. Öncesinde lokal anestezik krem kullanımına gerek yoktur. Ancak göz etrafı veya dudak etrafı gibi hassas alanlara daha yoğun çalışılacaksa, bu alanlarda anestezik kremler kullanılabilir. İşlem sonrası hasta günlük yaşamına devam eder.

Nemlendiriciler ve güneş koruyucusu reçete edilir. 4D cilt gençleştirme yaz mevsiminde de yapılabilir. Seans aralıkları hastaya göre değişmekle birlikte, ortalama 1 ay ara ile 3-5 seans şeklindedir. Sonraki yıllarda koruyucu seansların yapılması iyilik halinin devam etmesine yardımcı olur.