Uyku hastalığı denildiğinde çoğumuzun aklına önce uyuyamama gelir. Bu yaklaşım tamamen yanlış değildir. Zira insanların yaklaşık %90'ı hayatlarının bir döneminde uykusuzluk yaşar. İnsanların %30'u ise uykusuzluğu kronik denebilecek düzeyde, sürekli olarak yaşar. Bu kişiler, uykusuzluk için çoğu zaman doğru olmayan bir yaklaşımla uyku veren ilaçlar kullanırlar.
Uyku hastalıkları içinde uykusuzluk en sık rastlanılan sorun olsa da bugün uluslararası sınıflamalarda 100'ün üzerinde uyku hastalığı tanımlanmıştır. Bu nedenle, uyku bozuklukları tedavisi mutlaka altta yatan nedene göre planlanmalıdır.
Uyku Bozuklukları Nelerdir?
Uyku bozuklukları; uykuya dalma, uykuyu sürdürme, yeterli ve kaliteli uyuyamama, gündüz aşırı uykululuk, solunum bozuklukları, anormal gece davranışları ve biyolojik ritim düzensizlikleri ile ortaya çıkan hastalık grubudur. Bu durumlar yalnızca gece uykusunu değil, aynı zamanda gündelik yaşamı, dikkat düzeyini, iş performansını ve uyku kalitesini de doğrudan etkiler.
Uyku Bozuklukları Türleri
Uyku hastalıklarını kısaca şu başlıklar altında değerlendirebiliriz:
Uykuya dalma ve sürdürme güçlükleri: İnsomnia
Uykusuzluk, bazılarınca insomnia olarak isimlendirilerek genellikle bir hastalık olarak düşünülse de uykusuzluk sadece uykusuzluğa sebep olan birçok hastalığın sadece belirtisidir.
Uykusuzluğa sebep olan hastalıkların bazıları şunlardır:
-
Psikofizyolojik uykusuzluk: Uykusuzluğun en sık görülen nedenidir. Uyuyamayacağım korkusu, bu nedenle yapılan yanlışlar, uykusuzluğun asıl sebebidir.
-
Psikiyatrik nedenli uykusuzluklar: Birçok psikiyatrik hastalığın seyri sırasında ortaya çıkan uykusuzluklardır.
-
İlaçlara ve alkole bağlı uykusuzluklar: Uyumak için alınan alkol ve uyku ilaçları ilk dönemlerde uykuya dalmayı kolaylaştırsa da fizyolojik bir uyku sağlamazlar. Kısa süre sonra doz artırmak gerekir ve bir müddet sonra da bağımlılık oluşur. Hastalar hangi ilacı hangi dozda alacaklarını düşünür ve tedavi karmakarışık bir hal alır.
-
Hareket bozukluklarına bağlı uykusuzluklar: Huzursuz bacaklar sendromu, %3,5 gibi oldukça sık görülen bu sendrom da uykusuzluk sebepleri arasında en sık rastlanılanlardandır. Hastalar yatağa girdiklerinde bacaklarında tarif edemedikleri bir his ile sürekli bacaklarını hareket ettirir, kısa sürelerle dalsalar da hemen uyanırlar. Bazen yataktan çıkıp dolaşırlar. Bu his sabaha karşı kaybolduğunda hastalar uykuya dalarlar.
-
Solunum bozukluklarına bağlı uykusuzluklar: Uykuda solunum bozukluklarının en sık görülen örneği, genellikle aşırı uyku hali ile ortaya çıksa da bazen uykusuzluk şikâyeti ile de ortaya çıkar. Merkezi kökenli uyku apneleri çok nadir görülse de uykuya dalma güçlüğüne sebep olan hastalıklar arasındadır. Özellikle ileri yaşlarda kalp ritim bozuklukları görülen hastalarda uykusuzluk şikâyeti varsa mutlaka solunum bozuklukları araştırılmalıdır.
-
Diğer hastalıkların seyri sırasında ortaya çıkan uykusuzluklar
-
Nörolojik nedenli uyku hastalıkları:
-
Narkolepsi: Genç yaşlarda başlayan, nadir görülen, ani uyku
atakları, heyecanla ortaya çıkan kas gevşemeleri ve düşmeler (katapleksi), karabasan (uyku felci), uykuya dalarken veya uyanırken ortaya çıkan hayaller (hipnagojik halüsinasyon) ile şekillenir.
-
Solunum bozukluklarına bağlı uyku hastalıkları
-
Obstrüktif uyku apne sendromu: Bu grubun en sık görülen örneğidir. Erkeklerde daha sık, kadınlarda menopoz sonrası görülen, sıklıkla şiddetli horlama ile görülen bir sendromdur. En sık rastlanan belirtileri:
- Gece terleme,
- Gece idrar miktarında artmaya bağlı sık idrara çıkma,
- Sabah ağız kuruluğu,
- Yorgun uyanma ve gündüz uykuya eğilim hali
-
Hareket bozukluklarına bağlı uyku hastalıkları: Huzursuz bacak sendromu ve onun uykuda devam eden formu uykuda periyodik hareket bozuklukları bu grubun örnekleridir.
-
Sirkadiyen ritim bozukluklarına bağlı uyku hastalıkları
-
Gecikmiş uyku fazı sendromu: Son yıllarda beyaz ışığın hayatımıza girmesi, ardından pandemi sonrası evden çalışmanın daha sık rastlanan bir uygulama haline gelmesi bu sendromun daha sık görülmesine neden olmuştur.
Uykuya dalma ve uyanma saatlerimizi genetiğimiz belirler. Bazılarımız tavuklara, bazılarımız baykuşlara benzer. Baykuşlar daha geç uyuma, daha geç uyanmaya eğilimlidir. Beyaz ışık ve sosyal belirleyicilerin etkisinin evden çalışma nedeniyle ortadan kalkması nedeniyle hastalar giderek daha geç uyuyup daha geç uyanmaya başlarlar. İlerleyen formlarda bazı hastalar sabah karşı uyuyup öğlen saatlerinde kalkarlar.
Uykuda ortaya çıkan anormal davranışlar (Parasomniler):
-
Yüzeysel uykuda ortaya çıkanlar: Uykuda konuşma, diş gıcırdatma
-
Derin uykuda ortaya çıkanlar: Gece korkuları, uyurgezerlik
-
REM döneminde ortaya çıkanlar: Kâbuslar, REM uykusu davranış bozukluğu
Uyku Bozuklukları Belirtileri Nelerdir?
Uyku bozuklukları belirtileri kişiden kişiye değişebilmekle birlikte en sık karşılaşılan bulgular şunlardır:
- Uykuya dalmada güçlük
- Gece boyunca sık uyanma
- Sabah dinlenmeden uyanma
- Gündüz aşırı uyku hali
- Dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve performans düşüşü
- Horlama
- Nefes durması veya nefesin kesilir gibi olması
- Bacaklarda huzursuzluk hissi
- Düşük uyku kalitesi ve gün boyu enerji eksikliği
Horlama ve Uyku Apnesi Sendromu
Obstrüktif uyku-apne sendromu toplumda en az %4-5 oranında görülen bir sendromdur. Kırk yaşını aşmış erkeklerde yaş ilerledikçe sıklığı artar ve 50 yaşın üzerinde neredeyse her 5 erkekten birinde görülür.
Bu kadar sık görülen, semptomları ve komplikasyonları nedeniyle hastanın yaşıtlarına göre 8-16 kat daha fazla sağlık harcaması yapmasına yol açan ve maalesef tanı konulana kadar ortalama 8 yıl kaybedilen başka çok az hastalık vardır.
Obstrüktif uyku-apne sendromu hipertansiyonlu hastalarda yaklaşık %50 oranında görülmekte, aynı şekilde Obstrüktif uyku apne sendromlu hastalarda yaklaşık %50 oranında hipertansiyon bulunmaktadır.
Obstrüktif uyku-apne sendromu kalp ve beyin damar tıkanıklığı için bilinen tüm risk faktörlerinden daha önemli olması dolayısı ile ayrıca önem kazanmaktadır. Miyokard infarktı veya inme nedeniyle izlenen hastaların %60- 70’inde obstrüktif uyku-apne sendromunun varlığı saptanmıştır.
Son olarak trafik ve iş kazalarında obstrüktif uyku-apne sendromunun rolü anlaşılmıştır. Dünyayı sarsan büyük facialarda ve trafik kazalarının hemen hemen yarısında uyku-apne sendromlu hastaların uykularının sorumlu olduğu kesinleşmiştir.
Uyku apne sendromunun gündüz belirtileri:
- Sabah yorgun uyanma ve gündüz enerji eksikliği
- Gündüz uykuya eğilim ve uyku hali
- Unutkanlık, sinirlilik ve isteksizlik
- Sabah baş ağrısı
- Cinsel fonksiyonlarda bozulma
Uyku apne sendromunun gece belirtileri:
- Şiddeti azalıp artan horlama
- Gece baş boyun ve göğüste terleme
- Gece idrar miktarında artma sonucu sık tuvalete gitme
- Ağız kuruluğu
- Reflü
Uyku apne sendromunda tedavi için birçok seçenek vardır. Bunların içinde geçmişte çok sık yapılan burun boğaz ameliyatları, kilo verme, ağız içi aparatları saymak mümkündür. Ancak bugün ilerlemiş, komplikasyonları başlamış, uyku apne sendromlu hastalarda neredeyse uyku apne sendromunu %100 ortadan kaldıran tek seçenek CPAP denilen tedavidir.
CPAP tedavisinde burun yoluyla hastanın solunumuna küçük bir basınç ilave edilir. Basınç uyku kaydı sırasında horlama ve solunum durmalarını tüm gece tamamen ortadan kaldıracak şekilde belirlenir.
Başlangıçta hiçbir hastanın kabul etmediği bu tedaviyi, bir kez deneyen hastalar tedaviye çok kolaylıkla uyum sağlarlar. Uyum sağlama aşamasında hastanın yakın takibi, doğru basıncın bulunması konusunda hassas davranma, ek hastalıkların tedavisinin ihmal edilmemesi önemlidir.
Huzursuz Bacaklar Sendromu
Hastanın bacaklarında hissettiği, ancak tam olarak tarif edemediği, rahatsız edici, garip bir his ile şekillenen bir sendromdur.
Kural olarak istirahat halinde hissedilen bu garip hissi hastalar yakınlarına ve hekimlerine anlatamamaktan yakınırlar. Zira ağrı olarak adlandırılamayan bu his zaman zaman bazı hastalar tarafından karıncalanma, uyuşma, bacakta çekilme olarak tarif edilir. Bazı hastalar da bu hissi “bacaklarım sıkılıyor” diye tarif ederler. Hastalar bu histen ancak bacaklarını hareket ettirerek kurtulurlar.
Hareket sonrasında bir süre rahatlayan hasta, en fazla birkaç dakika
sonra tekrar aynı hissi yaşar. Bebekler dahil olmak üzere her yaşta rastlanabilse de 30 yaş sonrasında daha sık görülür. Genellikle kadınlar bu sendromun belirtilerini ilk hamilelik sırasında yaşarlar.
Hastalar bacak ağrıları nedeniyle daha çok romatizmal hastalıklar ve fizik tedavi uzmanlarına başvururlar. Ancak diğer bacak ağrılarından, ağrının hareketle geçmesi ve istirahat ile tekrar başlaması nedeniyle kolaylıkla ayırt edilebilir. Sendrom yaşın ilerlemesi ile daha sık oranda görülmeye başlar, şiddeti de gittikçe artar. Hastalar bacaklarındaki huzursuzluk nedeniyle akşamları televizyon seyredemez, arkadaş ziyaretlerine gidemez ve en önemlisi uykuya dalamazlar. Birçok hasta uykuya dalamadığı için yataktan çıkıp dolaşmak zorunda kalır.
Huzursuz bacaklar sendromu olan hastalar sinema, tiyatro, uzun seyahatler gibi hareketin kısıtlandığı ortamlardan çok rahatsız olurlar.
Uykuda Periyodik Hareket Bozukluğu
Uykuda bacaklarda ve nadiren kollarda periyodik olarak tekrarlayan, aynı tipte hareketlerin görülmesi söz konusudur. Hastaların uykuya dalmasından sonra başlayan bu periyodik hareketler, gecenin büyük bir bölümünde 15-90 saniyelik aralıklarla tekrarlar.
Hasta tarafından fark edilmeyen bu hareketler, hastaların eşleri tarafından kolaylıkla fark edilir. Sık tekrarlamalar nedeniyle uyku derinleşemez ve zaman zaman da öncekilere göre daha şiddetli bir hareket sonunda hasta uyanır. Bu uyanıklıklar bazı hastalarda tüm gece devam ettiğinden, hasta uyumadığını; zaman zaman iç geçirmelerinin veya kısa süreli dalmalarının olduğunu söyler.
Ertesi gün de oldukça yorgun ve uykusunu alamamış olarak kalkmak zorunda kalır. Hastalık, %50'ye varan oranlarda huzursuz bacaklar sendromu ile birlikte ortaya çıkar. Bu durumda, uykuya dalmadan önce de bacaklarında garip bir his yaşayan hasta; gece dinlendirici, derin bir uyku uyuyamadığı için sabah daha zor ve yorgun uyanır.
Uykuda periyodik hareket bozuklukları, hipnotik tedavilere ilk günlerde iyi yanıt vermekle birlikte şikâyetlerin eski haline dönmesi uzun sürmez. Bu nedenle özellikle ileri yaş grubundaki hastalarda, uyku laboratuvarında yeterli süreyle inceleme yapılmalı; hastalığın varlığı ve şiddeti objektif verilerle doğrulanmalıdır.
Huzursuz Bacak Sendromu Tedavisi
Huzursuz bacak sendromu tedavisi olan bir hastalıktır. Ancak tedavi nadiren kısa sürelidir. İkincil nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan sendromlar, sebep olan demir eksikliği, magnezyum eksikliği gibi sebeplerin tedavisi ile normale döner.
Ailevi olan tiplerdeki, hastaların çoğunluğu bu gruba girer, başlangıçta ilaç dışı yöntemlerle iyilik ve kısmi düzelmeler elde edilebilir. Bu dönemde şikâyetler dönem dönem ortaya çıktığından hastaların uykusuz kalmamaya özen göstermesi önerilir. Ancak gece yeterli uyuyamayan hastaların öğleden sonraları kısa süre ile uyumaları önerilir. Akşam saatlerinde rahat kıyafetler giymek, hareketin sınırlı olduğu ortamlardan uzak durmak şikâyetlerin sınırlanmasını sağlayacaktır. Her şeye rağmen bacaklarda huzursuzluk başladığında kalkıp dolaşmak, gece yatağa girdikten sonar hareket ettirme arzusu başladığında kalkıp duşa girmek sendromun belirtilerini başlangıçta hafifletecektir.
Hastalık ilerledikçe belirtiler daha sürekli ve şiddetli olarak ortaya çıkar. Bu dönemde artık tedaviye başlamanın zamanı gelmiş demektir. Günümüzde Parkinson hastalığında da kullanılan dopamin agonisti denen ilaçlarla %80-90 oranında başarılı sonuçlar alınmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken mutlaka bir uzmanın kontrolünde tedaviyi sürdürmektir. Doz artırımından kaçınılmalı ve ilaçlar mümkün olduğunca hep aynı saatte alınmalıdır.
Çocuklarda Uykunun Önemi
“Uyusun da büyüsün” sözü çocukluk döneminde uykunun gelişim için önemini çok iyi anlatmaktadır.
Bugün bu sözün arkasındaki gerçeğin, uyku sırasında salgılanan büyüme hormonu olduğu bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur. Bademcikleri alındıktan sonra “Çocuğumun boyu uzamaya başladı, gelişimi hızlandı” gözlemi birçoğumuz için çok iyi bilinen bir gözlemdir. Bademciklerin alınması, çocuğun huzursuz ve kalitesiz uykusunun normale dönmesine sebep olduğundan, normal uykunun derin dönemlerinde salgılanan büyüme hormonu salınımı artmakta ve çocuğun gelişi hızlanmaktadır.
Çocukların ne kadar uykuya ihtiyacı vardır?
Çocukların uyku süresi de erişkinler gibi kişiden kişiye değişmekle birlikte bazı yaş dilimleri için ortalama değerler aşağıdaki gibidir:
-
3- 11 ay arası: 14 -15 saat
-
1-3 yaş arası: 12 -14 saat
-
Okul öncesi dönemde: 11- 13 saat
-
Okul döneminde: 10- 11 saat
Çocukluk döneminde öğlen uykuları faydalı mıdır?
Fizyolojimize en uygun uyku, gün içinde 2 kez uyumamızdır. Erişkinler için siesta olarak adlandırılan ve bazı sıcak iklim ülkelerinde gelenekselleşmiş olan bu uyku düzeni, çocuklar için çok daha faydalıdır. Öğle yemeği sonrası saatlerde, zaten uykuya eğilimli olduğumuz zaman diliminde, 20 dakikalık bir uyku; gece uykusunun 1 saatine eşdeğer olması yanında öğleden sonraki saatlerin daha verimli geçmesini de sağlar. Uykusunun bir kısmını gündüz uyuyan çocuk, gece uykusunu 1 saat azaltma şansını elde etmektedir.
Çocuklukta Uyku Hastalıkları
Çocukluğun, gece korkuları, uyurgezerlik, uykuda konuşma ve uykuda ritmik hareketler gibi, çocukluk dönemine özel uyku hastalıkları yanında erişkin dönemi uyku hastalıkları da çocukluk döneminde görülebilirler.
Erişkin dönemi uyku hastalıkları, çocukluk döneminde farklı belirtilerle ortaya çıkabilir ve organizmayı da farklı şekilde etkileyebilirler. Örneğin çocuklukta müdahale edilemeyen bir uykuda solunum zorluğu sorunu, erişkin yaşlarda çok sayıda uykuda solunum durmaları ile ortaya çıkabilmektedir.
Çocukluğun uyku sorunlarının belirtileri:
- Uykuya dalma için çok uzun süre gerekiyorsa,
- Gece içinde sık sık uyanıyorsa,
- Geceleri horluyor veya güçlükle nefes alıp veriyorsa,
- Keyifsiz, başarısız ve okul performansı düşükse,
- Geceleri idrar kaçırmaya başladıysa,
- Çocuğunuzun uyku saatleri dolayısı ile uykusuz kalmaya ve uyku saatlerinizde değişiklik yapmaya başladıysanız,
çocuğunuzda bir uyku hastalığı olabilir. Bu durumda, uyku bozuklukları konusunda deneyimli bir hekime başvurulması faydalı olacaktır.
Polisomnografi Nedir?
Uyku sırasında birçok parametrenin kaydedildiği ve uzman hekimlerce değerlendirildiği bir testtir.
Test; ses, ısı ve ışık şartlarının hastanın isteğine göre ayarlanabildiği özel yatak odalarında yapılır. Kaydedilen parametreler ne kadar çok ise hasta o kadar çok rahatsız olur; ancak o kadar da çok bilgi elde edilir. Parametrelerin sayısına testi isteyen doktor karar verir.
Test sırasında video kayıtları da yapılır. Bir teknisyen sizi test süresince izler ve kayıtların sağlıklı yapılması için çalışır. Gece içinde kalkmak istediğinizde de uyku teknisyeni hastaya yardımcı olur.
Test sonucunda uzman hekim testi bir rapora dönüştürür ve sonuçları hasta ile paylaşır.
Evde Uyku Testi Yapılabilir Mi?
Polisomnografi gerektiğinde evde de yapılabilir. Ancak evde yapılan kayıtlar sırasında video kayıtları olmadığı için bazı önemli bilgilerden mahrum kalınır. Ayrıca kayıtlar sırasında sizi izleyen bir teknisyen olmayacağından, kablolarda veya sistemde meydana gelebilecek kopmalarda testi tekrarlamak gerekebilir. Evde uyku testi yapılmasındaki asıl amaç, kliniğe gelmekte güçlük çeken hastalarda uyku hakkında bilgi alma gereksinimidir.
Buna karşılık, tarama amaçlı daha basit uyku testleri de evde yapılabilir. Büyük gruplarda bazı önemli uyku hastalıkları hakkında bilgi alınmak isteniyorsa, sınırlı parametre kaydı ile evde uyku kayıtları yapılabilir. Daha az parametre ile yapılan kayıtların mutlaka çok deneyimli uyku uzmanlarınca değerlendirilmesi gereklidir.
Sonuç olarak; uyku bozuklukları belirtileri hafife alınmamalı, doğru tanı için gerekli durumlarda uyku testi uygulanmalı ve uyku bozuklukları tedavisi kişiye özel olarak planlanmalıdır. Erken tanı; uyku kalitesi, yaşam kalitesi ve genel sağlık üzerinde belirgin iyileşme sağlar.